Yas sizi Kıbrıs'a geri getirdiğinde
Kıbrıs'ta yas ve anma törenleri
Matthew Philip Long, annesinin ölümünden birkaç ay sonra ilk kısa romanını yazmaya başladı. Kıbrıs'ta geçen hikaye, annesinin ölümünden sonra doğduğu yere dönen ve onun izlerini arayan bir adamı konu alıyor. Long, keder, hafıza ve aidiyet duygusunu, hem dokunaklı hem de etkileyici bir dil derinliğiyle ele alarak, kaybın kaçınılmazlığını tasvir ediyor.
Kişisel motivasyon ve köken
Long, kitabının aslında başkaları için yazılmadığını anlatıyor. Kitap, annesinin ölümünden sonraki birkaç yıl boyunca Kıbrıs ile şu anki evi arasında gidip gelirken tuttuğu günlük notlarıyla başladı. Bir kamera ve bir defterle donanmış olarak, duygularını kaydederek annesiyle ve Kıbrıs'la bir bağ kurmaya çalıştı.
Deneyimler ve içgörüler
Ayios Nikolaos'ta, bir İngiliz askeri üssünde doğan Long, Kıbrıs'ta sadece birkaç yıl geçirdi. Ada hakkındaki anıları, esas olarak Kıbrıs'a derin bir sevgi besleyen annesinin anlattığı hikâyelerden geliyor. Annesinin ölümünden sonra, fotoğrafçılık bu anıları somutlaştırmasına olanak sağladı ve yazmak, iyileşmesini sağlamasına ve kederini ifade etmesine yardımcı oldu.
Kaybın çok yönlü incelenmesi
Long, annesinin ani ölümünü öğrendiğinde, hayatında derin bir dönüşüm başladı. Romanı, sadece sevilen birinin kaybından duyulan kederi değil, aynı zamanda kişinin değişen kimliğinden duyulan kederi de ele alıyor. Her şeyin asla eskisi gibi olamayacağını ve bu kaybı kabullenmenin ve geçmişteki benliğe veda etmenin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Kıbrıs ve sömürge tarihiyle bağlantı
Bu kısa roman aynı zamanda yazarın anavatanıyla olan karmaşık ilişkisine ve Kıbrıs'taki İngiliz sömürge tarihinin izlerine de değiniyor. Long, adada bir İngiliz olarak rolüyle boğuşuyor ve aidiyet arayışını sömürgeci bir tutumun bir yönü olarak değerlendiriyor. Bir yabancı olmasına rağmen, artık Lefkoşa'yı evi olarak görüyor ve geçmişi ve bugünü bir uzlaşma süreciyle kabul ediyor.
Yazma, ifade ve süreç olarak
Long için yazmak, dünyayı ve kendini anlamanın bir yoludur. Romanını bir rehber veya sonuç olarak değil, keder üzerine derinlemesine düşünceler ve yansımaların bir derlemesi ve Kıbrıs'a yazılmış bir aşk mektubu olarak görüyor. Roman 26 Haziran'da çeşitli formatlarda yayınlanacak ve Ekim ayında kitap lansmanları yapılacak.